Tükürük canavarı ve pis kokuş ayak kraliçesi

Bir zamanlar pis kokuş ayakları çok seven bir peri kraliçesi varmış. Pis kokuş ayakları olan çocukların ayaklarını, onlar uyurken gidip koklarmış. Ardından da üstlerine peri tozu serpermiş. Böylece o çocukların günleri neşe ve eğlence dolu geçermiş. Bir sürü çocuk arasında da en çok sevdiği pis kokuş ayaklar, iki afacan çocuğun ayakları imiş. Onların ayakları anneleri ne kadar yıkarsa yıkasın bir türlü misler gibi kokmazmış. İşte iyi yıkanmalarına rağmen pis kokuş ayak oldukları için de hemen hemen her gece pis kokuş ayak peri kraliçesi onların ayak ucuna gelir parmaklarını koklar sonra da peri tozunu sepelermiş. Giderken de çocukların çoraplarından sadece birini çalarmış. Bu nedenle iki afacanın çoraplarından biri her daim kayıp olurmuş.


O peri tozu sayesinde muhtemelen, bizim afacanların günleri her daim neşeli ve eğlenceli geçermiş. Dibi delik şişme havuzu kış ortasında bile evin içinde şişir ve içini sıcak suyla doldurup öyle banyo ederlermiş. Sonra sabah kahvaltılarında Azime meme'nin yaptığı sarımsaklı acılıları ekşi mayalı fırından tazecik çıkmış ekmeğe sürüp yerler birbirlerine hoh yapıp ağızlarını da pis kokutur eğlenirlermiş. Akşam olunca kestane pişirip romantik sinema geceleri düzenlerler veya doğunun batının elementlerini çağırmak için mumlar yakarlar tütsü yaparlar çok eğlenirlermiş. Günler böyle neşeli ve eğlenceli geçerken birden bire eğlenceleri bitmiş. Mısır patlatmak isteseler tencere yanıyormuş, havuzu doldurmak isteseler sular kesiliyormuş efendime söyleyim sinema izleyecek olsalar barkovizyon devriliyormuş, hulasa tadları tuzları kalmamış. Her gece uyurken bugün hayatımın en kötü günüydü diye diye söylenmeye başlamışlar. Ama bir gece anneleri masallarını anlatıp gittikten sonra tam kızlar uyuyacakken şaputa (afacan kızların peluş köpeği) kızlara fısıldamış.

"Biliyor musunuz pis kokuş ayaklarınızı her gece bir peri gelip koklardı!"

"Hiç de bile! Ayaklarımız pis kokuş değil bizim!" demiş kızlar,

"Ama peri pis kokuş diyip koklardı. Sonra da gitmeden size peri tozu serperdi, işte bu nedenle her gün neşeli ve şanslı geçerdi!"

"Aaaa! Peki gelmiyor mu yani artık o peri?" demiş kızlar,

"Yok gelmiyor. Çünkü onun bir sarayı var-" demiş Şaputo,

"Ee ne olmuş sarayı varsa?" demiş minik afacan kız,

"Sarayına tükürük canavarı musallat olmuş!" demiş Şaputa. Uykusu geldiğinden iyice yavaş konuşuyormuş, birazdan uyuyakalacak gerisini anlatamayacakmış. Şaputo'nun da böyle pis bir huyu varmış işte!

"Hadi Şaputo anlat ama!" demiş kızlar,

"Tükrük canavarı çok gürültü edip her yeri tükrük yapmış. Pis kokuş ayak kraliçesinin biriktirdiği bütün pis kokuş çoraplar tükrüklerin arasında kaybolmuş. Kraliçe peri de korkmuş ve kaçmış, saklanmış. Sarayı kurtarmak gerek!" demiş ve hemencik uyuyakalmış. Afacan kızlar çok telaşlanmışlar hemen annelerine gidip durumu anlatmışlar. Anneleri ;

"Benim canım kızlarım sizin ayaklarınız asla pis kokmaz! Ben her gün yıkıyorum ayaklarınızı!" demiş. Bir türlü kızlara inanmamış. O zaman kızlar annelerinin telefonundan yeşil vosvoslu palyaçoyu aramışlar. Palyaço anında gelmiş. Ama yaramaz mı yaramaz palyaço kapıya geleceğine, bulduğu bir uçan halının tepesinde duruyormuş ve camdan gelip tık tık diye camı tıklamış. Afacan kızlar camın dışından seslenmişler,

"Sana camı açamayız palyaço, kapıdan gelmelisin!" diye,

"Ama anneniz çok sinirli ve bana hep yaramaz olduğum için kızıyor!" demiş Palyaço,

"Hadi ama daha çok kızdırma o zaman sen de" deyince kızlar Palyaço arabasını sokağa park etmiş. Uçan halıyı dürüp sırtına yüklemiş ve çıkmış yukarı. Kızlar Şaputo'nun söylediklerini Yeşil Vosvoslu Palyaço'ya söylemişler ve Pis Kokuş ayak Kraliçerya Perisinin Sarayı'na gitmek istemişler. Ancak Palyaço anneyi ikna etmemiş lazım demiş. Anne elbette böyle bir kraliçerya perinin olduğuna da inanmamış, Palyaço'nun yaramazlıklarına kızları da katmaması gerektiğini söylerek iyice kızmış. Sonra herkesi -Yeşil Vosvoslu Palyaço'da dahil herkesi uyumaya göndermiş. İstemeye istemeye uyumuşlar. Birkaç saat geçince evin içinde bir ağlama sesi peydah olmuş. Önce kızlar ardından anneleri uyanmış. Kızların odalarının orta yerinde ışıl ışıl kanatları olan bir peri türemiş ve ağlıyormuş. Anne gözlerine inamamaış periyi görünce ve anlatılanların gerçek olduğunu şaşkınlıkla da olsa anlamış sonunda. Kraliçerya Peri ağlaya ağlaya başına gelenleri anlatmış. Saraydaki hazineleri arasında en değerlilerin de pis kokuş ayak çocukların çorapları olduğunu söylediğinde anne kızmış ama bu kadar üzgün bir kraliçerya periyi azarlamak istememiş. Başka bir zaman çocuklarının çoraplarının tekini çalmaması gerektiğini söylemeye karar vermiş. Ardından hep birlikte yeşil vosvoslu palyaçoyu uyandırmışlar ve vosvosa binmişler. Kraliçerya Peri önce sihirli süpürgesi ile yolu tarif etmiş, bizimkiler uçan halı üzerindeki uçan vosvosla onu takip etmiş. Derken yüksek sisli dağın rüzgarlı geçidinden geçip sihili periler dünaysına varmışlar. O dünyada yüksek yüksek dağlar muhteşem ormanlar varmış bir de bir gölün kenarında muhteşem güzellikte bir saray varmış. O saray Pis Kokuş Ayaş Kraliçerya Perisine aitmiş. İçeri girdiklerinde hakikaten her yerin yapış yapış olduğunu farketmişler. Tükrük canavarını kovmak için önce konuşmuşlar ama canavar ortalığa türükük salarak bağırmış ve yerleştği sarayı terketmemiş. Sonra ona giderse istediği hediyeleri vereceklerini söylemişler ama canavar hediye istemediğini söylemiş ve sürekli bağırarak etrafa tükürük saçmış. O arada Yeşil Vosvoslu Palyaço uykusunu almak için bütün gürültü ve tükürüklere rağmen uyuyormuş. Çaresiz kalan anne, kızlarla birlikte tükürüklerin arasında dağılmış çorapları toplamasına yardım etmişler. Kraliçerya Peri başka bir saray yaptırıp yerleşmeye karar vermiş. Bu arada anne ortalığa canavarı defedeceğine inandığı tütsüler yakmış, mumlar koymuş ve şifalı ilaçlar hazırlayıp duvarlara sürmüş. Kızlar pis kokan bir sürü çorabı tükürükten arındırmak için yıkamışlar ve buna pis kokuş ayak kraliçesi çok üzülmüş. Pis kokuşları gideceği için o çoraparı çaldığı bütün ailelere iade etmeye karar vermiş. İade ederken bolca peri tozu serpeceğini söylemiş ve yeni çoraplar çalmak istediğini de düşünmüş. O arada Yeşil Vosvoslu Palyaço uyanmış. Kahve almak için sarayın mutfağına giderken yolda karşısına kat kat göbeği ile tükürük canavarı çıkmış. Palyaço canavarı itip kahvesini almış ama canavar kahvesinin içine tükürmüş. Sonra da ortalığa gene tükürük salmış. İşte o zaman Palyaço çok sinirlenmiş. O kadar sinirlenmiş ki sinirlerine hakim olamamış ve Canavara doğru dev bir tükürük atmış ardından da Palyaço'nun çok iyi başardığı seri tokatlama manevrasını yapmış. Seri tokatlama manevrasına ve palyaçonun pis kokuş tükürükleri karşısında Tükrük canavarı etkisiz kalmış ve pılını pırtısını toplayarak saraydan kaçmış. Bunu görünce başta pis kokuş ayak kraliçerya perisi olmak üzere herkescikler çok mutlu olmuşlar. Pis kokuş ayak kraliçerya perisi Yeşil Vosvoslu Palyaço'ya türlü hediyeler vermiş. Çocuklara ve anneye de hediyeler vermiş. Onlara erken uyumalarını böylece her gece gelip onları ziyaret edebileceğini söylemiş. Uyurken çoraplarınızı çıakrtın demiş. Bölece ayaklarınızı koklayıp çoraplarınızın birini çalabilirim diye kıkırdamış. Bolca peri tozu sepelemiş üzerlerine ve sihirli geçide kadar süpürgesi ile Vosvos' eşlik etmiş. Anne çorap çalınması işine epeyce kızmış ama zavallı Kealiçerya Peri'ye birşeycikler dememiş. O günden sonra gene kızların günleri eğlence içinde geçmiş. Kraliçerya Perinin peri tozları sayesinde annenin karmaşık işleri hep yoluna girmiş. Palyaço'nun Vosvos'unu meşe fıçılarla içeceklerle doldurmuş Peri ve Palyaço bu içecekleri çok sevmiş. O günden snra gene mutlu mesut yaşamaya devam etmişler ta ki sonraki maceraya kadar.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Zersenil uzaktan çatırdayan evi ve evin etrafında dolaşan at adamları, ellerinde tütsüleri ile cazıları gördüğünde tüyleri ürperdi. Eteğine bulabildiği mantarları toplamıştı. Çocukken de böyle yapmayı

Sararan yapraklar ve kurumaya dönen çalıların arasında bir kadın göründü. Yüzüde pek çok çizgi vardı ve kimsede görülmemiş gür saçlara sahipti. Işık, yaprakların arasından yüzüne vurdukça gözlerini kı

Evvel zamanda pek becerikli bir cadı yaşarmış. Bu cadının aslan gibi bir kedisi ve kurt gibi bir köpeği varmış. Sırtında bir bohçası varmış. Şehirden şehre dolaşır, gittiği şehirlerde bohçasını açar v