Suyun derinindeki gizemli kapı

Denizler ülkesinde bir balina bir yunus iki de köpek balığı yaşarmış. Köpekbalıklarından iri olan hiç gezmeyi tozmayı eğlenmeyi hatta avlanmayı bile sevmezmiş. Bütün gün bir halka çizerek yüzermiş. İlgisini de hemen hemen hiçbirşey çekmezmiş. Balina, yunus ve küçük köpekbalığı ile macerayı, oynamayı, gezmeyi çok severlermiş ve eğlenceye çok düşkünlermiş.


Mercan resiflerinin arasında oynar, küçük balık sürülerinin arasına dalar birlikte okyanusun en derinlerine doğru giderlermiş. Onların okyanusunda gece olduğunda balıkların ve diğer deniz canlılarının bedenlerinden yeşil ışıltılar saçılıyormuş. Bazılarının bedenlerindense mor parıltılar saçılıyormuş. Bazı sabahlar mürekkep balıkları, fırtınalı olanlarda özellikle denizin ritmine ayak uyduran çılgın danslar tutturuyorlarmuş ve her salınmalarında başka renkli mürekkeplere boyuyormuş okyanusu. İşte gene böyle fırtınalı aydınlık bir günde mürekkep balığı etrafı mor yeşil sarı pembe renklere boyamışken, abla yunus ortalıkta dolanmış ve dolanırken batık bir gemi bulmuş. Merakla onun içine girmiş, orada burnuna eski bir parşömen parçası yapışmış. Parşömenden kurtulmaya çalışmış olmamış öyle kolaycık kurtulamayınca balinanın yanına gitmiş. Meraklı minik köpekbalığı da yanlarına gelmiş. Birlikte parşömeni açmışlar ve üzerinde yazanları uzun uzun incelemişler. Sonunda balina kocaman ağzını açıp neşeli bir kahkaha koyvermiş. Ardından eklemiş, bu bir define haritası. Nasıl olur demişler. Birlikte haritayı çözmüşler ve tıpkı tarifte yazıldığı gibi deniz yıldızlarının deniz kestaneleri ile birlikte döşediği balçıklı oyuğun kenarında gizemli bir koridor varmış. O koridordan başlayan yol tarifini izlediklerinde yosun ormanlarına varmışlar.


Uzunca boylu yosunların arasında gezerken yerde altın yaldızların ışıldadığını ve ışıldayan patikanın tıpkı büyülü haritada tarif edildiği gibi olduğunu görmüşler. Işıldayan patikayı izlemişler yosunların boylarının iyice uzadığı ve karanlık bir ormana benzeyen bir alana varmışlar. Orada siyah bir ahtapot kolları ile yolu işaret ediyormuş ama her kolu başka bir yönü gösteriyomuş. Doğru yönü gösteren kolunun hangisi olduğunu bilememişler. Sonra ahtapota yaklaştıklarında kollarından birinin sarı renkli olduğunu görmüşler. O kolun işaret ettiği yöne doğru ilerlediklerinde mercan resiflerinin arasına girmişler ve resifler rengarenk ışıldıyormuş. Kum seviyesi gene yükselmiş. Bir süre sonra resiflerin arasında bir sürü ev olduğunu ileride de bir sarayın olduğunu görmüşler. Evlerin içi ışıl ışılmış ve rengarenk balıklar ve deniz atları yaşıyormuş bu mercan şehrinde. Saraya yaklaştıklarında sarayın minik pencerelerinden bakmışlar ve kırmızı balıklardan ve deniz insanlarından oluşan bir kalabalığın parti yaptığını görmüşler. Sarayın en yüksek kulesinin içinde kendi başına bir deniz kızı oturuyormuş. Kapısını tıklamışlar. Kıpkırmızı ve parıldayan bir kuyruğu olan deniz kızı prenses onlara kapıyı açmış. Ne yaptıklarını sormuş. Bizimkiler de sihirli haritalarını gösterip define aradıklarını ama haritanın ilerleyen kısımları deniz insanı dili ile yazıldığı için anlayamadıklarını söylemişler.

Deniz kızı prenses haritayı almış eline. Okumuş okumuş. Sonra hızla odasına dönüp yüzmüş. Bir altın anahtarlı kolye ile geri gelmiş. Kolyeyi minik köpekbalığının boynuna asmış ve demiş ki “Bu kolyeyi bana dönerken bırakın lütfen. Diyor ki sizin aradığınız hazine bir kapının arkasında ve o kapının kilidi de deniz krallığında. Ben biliyorum işte o kilit bu, bu da benim kolyemdir. Kapıya giden yol işte şu ilerdeki karanlık çukura doğru inen spiral labirent. Labirentin en altındaymış kapı. Parıldamasından anlaşılıyormuş spiralli yok. Karanlıkta yolunuzu kaybetmeyesiniz sakın, altın parıltılarını takip edin. Kapının parıltısını görene dek spiral labirentten inin görünce direk ona doğru yüzün. Burada öyle diyor işte.” diyerek balıkları uğurlamış ve kapısını kapatmış. Balıklar spiral labirentten döne döne karanlık çukurun en altlarına doğru gitmeye başlamışlar. Derinleştikçe derinleştikçe ortam daha da karanlıklaşmış. Öyle olunca balıklar da tedirgin olmuşlar. ayrıca da çok yorulmuşlar ve her yerleri de ağrımaya ve acımaya başlamış. Uykuları gelmiş. Hem karanlıkta parıldayan diğer deniz yaratıkları onları ürkütmüş. Tam da korkuları artmışken uzakta parıl parıl parıldayan altın sarısı bir kapı görmüşler. Hemen spiral labirentten çıkıp dosdoğru kapıya doğru yzüyorlarmış ki etrafta yüzen mavi yaldızlı uzun kuyruklu deniz anaları onları korkutmuş. Kapının ne kadar uzakta olduğunu bilememişler. Yüzüp gitseler de kapıya yetişip yetişemeyeceklerini de kestirememişler. Çok korkutucuymuş karanlık ve belki de kapının arkasında hazine define falan da yokmuş. İşte tam da böyle düşündükleri anda sarı sarı parıldayan kapı aniden ortadan kayboluvermiş. Kapının parlaklığı kaybolunca ortalık birden daha da kararmış ve iyice ürkütücü olmuş. Spiral labirentten de çıkan balıklar geri yükselecek yolu da bulamamışlar ve orta kısımda bir sürü göremedikleri deniz anaları ve diğer deniz yaratıkları olabileceği için daha da korkmuşlar. Ne yapacağız diye düşünüp birbirlerine sarıldıkları anda uzakta yeşil yeşil parıldayan birşey görünmüş. Gittikçe yaklaşmış yaklaşmış. Yanlarına iyice yaklaştığında yaklaşanın sakallı bir fok olduğunu gömüşler. Bu yaşlı sakallı fok onlara şöyle demiş:


“Bu gizemli define kapısı ancak onun orada olduğuna inanırsanız vardır. Anahtarı zaten sizdedir. İnancınızı yitirdiğiniz an o ortadan kayboluverir.” Sonra da yavaş ve yaşlı bir yüzüşle oradan uzaklaşıvermiş. Balıklar dinlediklerini düşünmüş ve kapının olduğu tarafa doğru bakmış, kapı işte tam oradaydı demişler birbirlerine. Hem de dediklerine inanmışlar. Kapı ışıldamaya başlayınca korkuları da sönüvermiş birdenbire. Kapıya doğru yüzmüş, deniz kızının verdiği kolye ile de açıvermişler kapıyı. İçindeki defineden istedikleri kadar almış ufak bir hediye de deniz kızı için almış ardından kapıyı kapayıp gene kilitlemişler. Dönüş yolunda deniz kızına anahtarı, kolyeyi ve hediyeyi bırakmış dostça teşekkür etmişler. Oradan evlerine yüzerken aldıkları hazinelerle neler neler yapacaklarının hayalini kurmuşlar.

Kura kura hayallerini eğlenmiş eğlenmişler. Döndükten sonra güzelce dinlenip tüm enerjileri ile hayallerini gerçekleştirmeye koyulmuşlar. Huysuz köpekbalığına başlarından geçenleri ve hayallerini anlatmış. Köpekbalığı huysuz huysuz daireler çizerek yüzmeye devam etmiş ama dostlarının mutlu olmalarına o da sevinmiş. Böylece bundan sonra sonsuza kadar mutlu musmutlu yaşamışlar.