Kraliçe Güzel Çirkin

Evvel zamanda bir ülke varmış ve ülkenin Kral'ı ile Kraliçesi geride bir veliaht bırakmadan aniden ölüp gitmişler. İşler sarpa sarmaya başlamış ve insanlar yeni Kral'ı veya Kraliçe'yi nasıl bulabileceklerini sormak, öğrenmek için Kara Kahin'e gitmişler. Kara Kahin gümüş kehanet havuzuna dolunayın düşmesini bekleyelim demiş. Dolunay geldiğinde birlikte eğilip dolunayın suya yansımasına bakmışlar ve orada güzeller güzelini görmüşler. Güzeller güzeli, adından da anlaşılacağı üzere pek güzel pek tatlı pek süslü bir kızmış ve sefalet içerisinde bir köyde yaşıyormuş. Ne ayağına giyecek düzgün bir çarığı, ne üstüne alacak sağlam bir pelerini varmış ama süsü başı yerindeymiş. Kraliyet alayı köye gelip de Güzeller güzeli'ne sani almaya geldik pek şahane Kraliçe'm, sizin yeni prensesimiz olacağınızı öğrendik demişler. Bizim güzeller güzeli bu olaya çok şaşmış pek şaşmış ve hemen kabul ederek Kraliçe olmak üzere yola çıkmış. Başına gelen bu mükemmel olaya çok sevinmiş pek sevinmiş. Saraya varır varmaz kendisine 500 tane kıyafet 8 tane gelinlik bir sürü ayakkabı ve taçlar, mücevherler sipariş etmiş. Takmış, takıştırmış ve süslendikçe süslenmiş. Bol bol kırıta kırıta ortalıklarda dolaşıyormuş ki Kara Kahin gelmiş ve ne yapıyorsun demiş, o zaman Kraliçe 8 gelinlik sipariş ettiğini söylemiş. Kara Kahin "Neden, 8 Koca mı alacaksın kendine?" diye sormuş. O zaman da bizim Kraliçe "Aaaa üstüme iyilik sağlık ne münasebet!" demiş. Kara Kahin Kraliçe'ye oturup sorumluluklarını anlatmış.

Kraliçe Güzel dinlemiş ve "Nasıl yani, ülkede bu kadar aç, hasta, yetim, savunmasız insan mı var?" diye hayretle sormuş. Ardından Kara Kahin yanıtlamış: "Dahası da var! Sokaklarda aç kalmış hayvanlar, ormanlarda yaralanmış vahşi hayvanlar, göç yollarını şaşırmış kuşlar ve hastalanmış, düşkün bazı hayvanlar da senin ilgilenmen gerekenler arasında."

Bütün bunları dinlediğinde iyiden iyiye şaşırmış ve şoklar geçirmiş "Aman Allah'ım bu konularda hemen birileri birşeyler yapmalı!" diye düşünmüş ve "Yardımm!" diye bağırmış. Hemen etrafına bir sürü insan toplanmış ve éEmrine amadeyiz Yüce Güzel Kraliçem" demişler. "Ne yapmamızı istersiniz merhametli Kraliçem" diye tekrar sormuşlar. O zaman Kraliçe şaşkınca Kahin'e bakmış, "Ne yapmamızı istersin?" Kara Kahin: "Ben geleceği görür kehanetler veririm, sırlar ve gizemler dünyasını bilirim. Ama bu sorduğun beni aşar, Bilge Baykuş'a gitmelisin!" demiş. Bunun üzerine hep birlikte yola çıkmışlar ve Bilge Baykuş'a gitmişler. Tabi ki Kara Kahin gelmemiş. Bilge Baykuş hizmetkarları ile gelen Kraliçe Güzel'i salonuna almış ve dinlemiş. Bütün aç, hasta, sefil insanları anlatmış Kraliçe ve ne yapmalıyım diye sormuş Bilge Baykuş'a.

Bilge Baykuş önce bu insan ve hayvanlara barınaklar, şifa evleri ve yetim yurtları kurmasını söylemiş. Ülkedeki şefkatli kadınları, doktorları, veterinerleri ve hemşireleri bulmasını onlardan yardım almasını söylemiş. Sarayın ambarlarındaki gıdaları da erzak olarak kullanmasını ama bunu yaparken temkinli olmasını da tembih etmiş.

Kraliçe Güzel Mimarı Süleyman'ı çağırmış. Ona her şeyi anlatmış. Açları doyurmak için aşçılarla yemek pişirmiş, hastaları iyileştirmek için doktorlara yardım etmiş, sokak hayvanlarını beslemiş, yaralı hayvanları sakinleştirmiş, yetimleri uyutmak için nenniler söylemiş, minicik bebelerin altını değiştirmiş. Günler ve geceler boyunca oradan oraya koşmuş. İnşaata taş bile taşımış. Günün birinde Kara Kahin Kraliçe Güzel'i sarayına çağırmış ve ona nasıl olduğunu sormuş.

Kraliçe Güzel, nasıl olduğunu düşünmüş ama "Yetimler şimdi çok daha iyi, çoğu hasta iyileşti, açlar doydu, hayvanlar iyileşti ama hala yapılacak çok iş var" demiş. Kara Kahin "Sen nasılsın?" diye tekrar sorduğunda "Bir sürü işleri hala yetiştiremedim. Öyle çok yetim bebek var ki!" diye yanıtlamış. Kara Kahin hala sorusuna cevap alamadığını düşünüyormuş ve o zaman "Sipariş ettiğin gelinliklerin geldi mi?" diye sormuş, "Bilmem ki, Aaa" demiş Kraliçe ve dalgınlaşmış. "Geldi mi?" diye Kraliçe de sormuş. O zaman bir hizmetkar koşa koşa Kraliçe'ye gelinliklerden birini getirmiş. Kraliçe ayağa kalmış ve güzel gelinliği incelemiş, pembemsi bir beyaz ipekli kumaştan kristallerle süslenmiş, dantelli ve uzun kuyruklu, uzun duvaklı elbiseye elini uzatmış ama elini sürmemiş bile. "Neden dokunmadın?" diye sormuş o zaman Kara Kahin.

"Baksana ellerime ne kadar nasırlı" demiş Kraliçe Her zaman çok ama çok beğendiği, uzun ince parmakları ve zarif elleri şimdi perişan haldeymiş. Kırmızı, yorgun ve çatlaklı, nasırlı. Sonra aynaya bakmış ve gördüğü karşısında şaşırmış. Kraliçe yorgun, çökkün, şaşkın görünüyormuş. Gözleri uykusuzluktan şiş ve avurtları çökükmüş. Yüzü süzülmüş ve omuzları düşmüş. Hayvanlar ve bebekler yüzünde tırnak izleri bırakmışlar ve üstü başında bebeklerin kusmuklarının izleri görülebiliyormuş. "Aman Allah'ım bu ben miyim? Artık hiç de güzel değilim!" demiş Kraliçe. "Kara Kahin, lütfen güzelliğimi geri ver!" diye bağırmış. O zaman Kara Kahin de yanıtlamış: "Ben güzelliğini almadım ki geri vereyim. İstersen git de Bilge Baykuş'a sor." Kraliçe Bilge Baykuş'a gitmeyi düşünmüş ama yapması gereken çok iş varmış. Onun yerine hızla yetimhaneye gitmiş, bebeklerle ilgilenmiş, hayvan koruma merkezine gitmiş, hastalarla ilgilenmiş. Çalışmış da çalışmış. Ama çok zaman sonra Kara Kahin gene Kraliçe'yi misafir etmiş. Bu sefer ona yapması gereken başka da işleri olduğunu söylemiş. Ancak bu işleri henüz anlatamayacağını çünkü çok hasta ve yorgun göründüğünü söylemiş, Kraliçe gözyaşları içinde eklemiş "Ayrıca çok da çirkinim. Artık bana Kraliçe Çirkin diyebilirler." O zaman Kara Kahin durmuş ve demiş ki "Lütfen Kraliçem Bilge Baykuş'u ziyaret etmenizin zamanı geldi." demiş. Kraliçe o zaman bulduğu en hızlı ata binmiş ve zar zor Bilge Baykuş'un yanına gitmiş. Gittiğinde gözlerini zor açık tutabiliyormuş. Bilge Baykuş onu içeri buyur etmiş. Ne oldu neyin var Kraliçe Kızım? diye sormuş ve o anda Kraliçe ağlamaya başlamış. "Çok fazla bebek var ve çok fazla yaşlı var ve çok fazla hasta var" diye. Ağlamış, ağlamış. Bilge baykuş Kraliçe kızı ağlarken yanında durmuş ve sırtını ovuşturmuş. Kraliçe kızı ona bir sürü yaptığı işleri anlatmış ve yapması gereken işleri anlatmış ve ağlamaya devam etmiş. Ağlarken ağlarken Bilge Baykuş Nene'ye yaslanmış önce sonra da uyuyakalmış durduğu yerde. Bilge Baykuş Nene usulca bir büyü mırıldanmış ve Kraliçe'yi büyülü bir güçle kaldırarak rahat ve konforlu misafir yatağına taşımış. Kraliçe orada tam tamına üç gün üç gece uyumuş. Baykuş Nene, Kraliçe uyurken orman perilerine ve nehir perilerine seslenmiş işlere yardımcı olmaları için ve yavru hayvanlara seslenmiş yetim bebeklerle oynamaları için. Kraliçe uyandığında ona çok güzel ve lezzetli bir sofra kurmuş ve Kraliçe hayatı boyunca en çok yemeği orada yemiş. Sonra Bilge Baykuş Nene'ye teşekkür etmiş ve o uyurken hastalara, yaşlılara, yetim bebeklere ve çocuklara, hayvanlara kimin baktığını sormuş. Çünkü o iş başında değilken nedense yardımcıları hiç bir işi tam ve düzgün yapamıyormuş. Bilge Baykuş Nene o zaman konuşmaya başlamış:

Kraliçe kızım, Güzel Çirkin kızım, bak uyumak, dinlenmek ve yemek nasıl da iyi geldi sana. Sen uyurken nehir ve orman perilerinden, ormanın cevval ve cengaver hayvanlarından yardım istedim işlere yardımcı etsinler diye. Yorulduğunda dinlenmeyi, gece olduğunda uyumayı, acıktığında yemeyi iyi bilmelisin. Bir de yardım istemeyi. Kimden yardım istenir, kimin yardımı o anda kıymetlidir anlaman ve bilmen de çok önemli. Ben bu hafta sana bunları öğreteceğim." demiş. Hakikaten de Kraliçe kızına bütün bu saydıklarını öğretmiş yedi gün yedi gece boyunca. Günlerin ve gecelerin sonuna geldiklerinde Bilge Baykuş vedalaşmak için kapının önünde şöyle söylemiş:

"Bir Kraliçe'nin sadece yardımı ve şefkati, bakımı değil bilmesi ve idare etmesi gereken çokça işi vardır. Sana öğrettiklerimle halkına yardımcı edecekleri seç, sen de zaman zaman yanlarında ol. Şimdi bilmen ve ustalıkla yönetmen gereken başkaca görevlerini dinlemek için Kara Kahin'in yanına git bakalım" demiş. Kraliçe güzel çirkin öğrendiklerini uygulamış ve mucizevi bir şekilde işler yoluna girmiş. Kraliçe işlerini toptan bırakmamış ama dinlenmeyi ve kendisine iyi bakmayı da iyicce öğrenmiş. O zaman Kara KAhin ona başka da görevlerini söylemiş. Ama bu bir sonraki masalın konusuymuş. Şimdi Kraliçe'ninde yaptığı gibi bizler de uyumaya gitmeliyiz. İyi geceler

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Zersenil uzaktan çatırdayan evi ve evin etrafında dolaşan at adamları, ellerinde tütsüleri ile cazıları gördüğünde tüyleri ürperdi. Eteğine bulabildiği mantarları toplamıştı. Çocukken de böyle yapmayı

Sararan yapraklar ve kurumaya dönen çalıların arasında bir kadın göründü. Yüzüde pek çok çizgi vardı ve kimsede görülmemiş gür saçlara sahipti. Işık, yaprakların arasından yüzüne vurdukça gözlerini kı

Evvel zamanda pek becerikli bir cadı yaşarmış. Bu cadının aslan gibi bir kedisi ve kurt gibi bir köpeği varmış. Sırtında bir bohçası varmış. Şehirden şehre dolaşır, gittiği şehirlerde bohçasını açar v