top of page

Kiraz Kadın

Bir kiraz varmış, dalında. Haziran'da. İnsanlara bakar bakar çok ama çok öykünürmüş onlara. Günlerden bir gün gökyüzünde bir yıldız kayıyorken tam da kiraz çok kalpten yürekten insan olmayı dilemiş. Öyle çok istemiş. O anda dileği bir anda gerçek olmuş. Dalından pat diye yere bir insan olarak düşmüş. Ama ne insanların dilini biliyormuş ne de kıyafeti varmış. Öylece insan olmuş. Ne yapacağını bilemeden sağına soluna bakınırken yanında bir arabacı geçiyormuş. Ne olduğunu da gördüğünden biliyormuş. Kiraz kadına acımış ve onu alıp bir hana götürmüş. Orada kiraz kadın için kıyafetler bulmuş ve onu işe sokmuş.

İşte gel zaman git zaman ama çok zaman, Kiraz Kadın Han'da çalışmış, didinmiş. İnsanların dilini öğrenmiş. İnsanları tanımış. Ama Kiraz Kadın'ın her yeri insan olmasına rağmen, kolları, bacakları, karnı bile, yüreği kiraz kalmış. İnsanları tanıyınca iyice kendisinin biraz değişik, başka onlar gibi olmadığını da öğrenmiş. Ve birazcık da insanların bazısının kötü kalbini, yaralayıcı dilini yaşayıp tanıyınca üzülmüş ve içi ona sürekli 'Keşke bir kiraz olarak kalsaydım. Çoktan süşerdim toprağa, köklenirdim ve dallarımı göklere kadar uzatırdım.' diyormuş.

Başka bir gün, seneler sonra Kiraz Kadın işi bittiğinde yürümeye başlamış. Hiç de yürümezmiş öyle. Yürümüş ve bir yere gelmiş. Bir tavernaya. Orada hafif bir müzik varmış. Ve insanlar çıkıp şarkılar okuyorlarmış. Kiraz Kadın insanları dinlemiş. Sonra -hiç yapmazmış ya, ama o akşam bir kadeh şarap içmiş. Şarap içince yüzü kıpkırmızı olmuş. Sonra biri ona kiraz gibi kızardın deyince içlenmiş. İçlenince de sahneye çıkmış ve yüreğinden gelen bir şiiri okumaya başlamış.

"Özledim, özledim

Yaşayamadığım hayatımı özledim

Kollarımı göğe

Köklerimi yere

Uzatmayı özledim,

Durduğum yere köklenmeyi,

Ve mevsimler geçerken,

Rüzgarlar eserken

Evimde olmayı, toprağıma sarılmayı

Baharla beraber binbir çiçek açmayı ve coşmayı özledim,

Sonunda yorulup sararmayı ve solmayı,

Bir gözyaşı damları ile birlikte tüm yapraklarımı döküp

Çırılçıplak kalmayı,

Tam da utanmışken ve şüphe duyarken

Bembeyaz karlarla bezenmeyi kuşanmayı

O beyaz örtülere bezeliyken uyumayı, uyurken güçlenmeyi ve yeniden uyanmayı,

Yaşamadığım hayatımı

Yaşamayı özledim"

Diyerek bitirmiş şiirini- şarkısını. Sonra ağlamış, gözyaşı kiraz gibi kırmızı yanaklarından kiraz gibi dudaklarına düşmüş. Sonra oturmuş Kiraz Kadın masasına. Masada arabacı da varmış ve demiş ki

"Nerden biliyorsun ki? Hiç ağaç olmadın?"

Ama demiş Kiraz Kadın "Yüreğim hala bir kiraz çekirdeğidir. Ve o çekirdeğin içinde tüm atalarımın yaşayışı gizlidir. Özüm aynı şeyleri yaşamayı özler.

O zaman arabacı demiş ki

"İster misin seni ilk bulduğum yere götüreyim?"

"Olur" demiş Kiraz Kadın. Sonra bir kadeh daha şarap içmiş. Arabacı ile birlikte gülmüşler. Ve Kiraz gibi kıpkırmızı olan kadınla arabacı birlikte tutmuşlar Kiraz KAdın'ın ilk defa kadına döndüğü yaylanın yolunu. Gitmişler, gitmişler. Giderlerken bir sürü yıldızlar kaymış. Yıldızlar kayarken Kiraz Kadın dilekler tutmuş. Ve en nihayetinde, kadının dalından düştüğü yere geldiklerinde Kiraz Kadın bir hıçkırmış bir anda bir çekirdeğe dönüş ve yere düşmüş. Arabacı, çekirdeği hemen oracıktaki toprağa gömmüş ve çekirdek hemen hızla bir ağaca dönmüş. O yaylanın en büyük Kiraz ağacına. Şimdi o kiraz ağacının altında bir ev var ve orada Kiraz Nene yaşıyor. Kimileri der ki, Kiraz KAdın hiç çekirdeğe dönmemiş ama arabacı ile birlikte bir kiraz çekirdeğinin filizlendiği yerin hemen dibine evlerini yapmışlar. Arabacı göçüp gitmiş ama Kiraz Nene yüzyıldır yaşamış ve ne zaman yaylada biri dara düşse onun yardımına koşmuş.

bottom of page