Ertesi Sabah

Ertesi sabah salonda bir sürü tüylerin arasında uyandı anne. Kollarının arasında kızlarının da olduğunu sörünce sevindi. Perilayn gözlerini açtı ve şşş" dedi. "Sessiz ol biraz daha uyusunlar" dedi. Sonra sarıldı çocuklara. Anne sıcacık kanatların arasından süzülerek çıkınca salonun soğuğunu hissetti. Şömineye odun attı biraz daha çok. Ardından kahvaltıyı hazırlamaya koyuldu. Sabah sabah ilk iş bir ekmek hamuru mayalıyordu Anne. Sonra patatesleri soyup doğruyordu. Gene öyle yaptı, menemen sosunu almak için kilere gitti. Oradan biraz da pastırma kesti. Geri döndü ve kabaran hamuru ekmek şeklini verip kuzineye koydu. Bir süre sonra tam da ekmeğin kokusu her yere yayılınca çayı demledi ve işte Anne'nin sihri de buydu. Sabah kuzşnede ekmek kokusunun yanında taze çayın enfes kokusu. Şeker da salona indi ve şaşkınlıkla şöminenin önündeki koltuğa baktı. Perilayn'ın devasa pofuduk kanatlarını izlerken "Size yardım edeyim, gece burada mı uyudunuz?" diye sordu. Anne gülerek cevapladı. "Evet.Hadi masayı kuralım." Masaya kahvaltı takımını serdiler. Perilayn bir süre sonra uyandı ve kanatlarını topladı. Çocukları da uyandırdı ve tavuk ve civcivleri gibi lavabonun yolunu tuttular. Lavaboya giderken "Patates kızartmasını çook yap" diye seslendi. Kızlar "Ben sosis istiyorum." "Ben de kuymak Anne, yapar mısın?" diye seslendi. Anne zaten hepsini hazırlıyordu. Kahvaltı sofrası bir Ordu'yu doyuracak kadar çok görünüyordu Anne'nin gözüne. Evde diğer öğünler fazla yenmezdi ama kahvaltı hele Parilayn olursa çok hazırlanırdı ve hiç bir şey kalmadan biterdi. Perilayn geri gelirlen "Kırmızı'yı çağırayım mı, gene evin etrafında dolaşıyor ama bahçemize girmiyor" dedi.

Anne, boşver onu derken salonun devasa perdelerini açtı ve masaya oturdular. Dışarıda kar lapa lapa yağmaya devam ediyordu. Anne pencereyi araladı ve kuşlara bir önceki günden kalan ekmekleri attı. Kırmızı ormanın içinde gene yürüyüp duruyordu. Sonra camları kapattı ve camların önündeki karların arasında yürüyen leylekleri izlerken kahvaltıya oturdu. Ekmeğine tereyağını sürdü ve keyifle ağzına ilk lokmasını attı. Herkes birşeyler yemeye başladı. Kızlar bir taraftan yiyor bir taraftan gördükleri renkli rüyaları anlatıyorlardı. Bolca gülüştüler. Perilayn rüya dinlemeye bayılıyordu. "Sonraa" dedikçe kızlar anlatmaya devam ediyordu. Kahvaltı uzun ve güzel bir tatilin eğlenceli bir başlangıcı oldu.


Kahvaltıdan sonra anne fırçası ile çizimlerinin başına geçti. Perilayn'ın anlattığı, çocukken onu götürdüğü bütün diyarlardan aklında kalan karakterleri çiziyordu. İşi buydu bugün. Masalları çizmek. Altına yazıları eklemek ve okumayı seven çocuklara leyleklerle masalları göndermek. Okumak çok mahrem bir işti ona göre. Perilayn, Karya'ya sazım diyordu çünkü Periler diyarının ilişkili olduğu onca masalı, ilhamı, büyüyü anlatacak enstrümanlar gerekliydi. Karya Perilayn'ın ilhamları ile çok güzel yapıyordu anlatma işini. Kendince çalan gıcırtı yapmayan ve bizi alıp başka diyarlara taşıyan müzik gibi pürüzsüzce anlatıyordu. Kitabı okurken Karya'yı hissetmiyor, büyülü diyarlara doğrugidiyordunuz. Keşke diye düşündü Karya, o çocuklar da benim gibi Perilayn'ın kucağında gidebilselerdi periler diyarına. Belki periler dünyası daha güçlendiğinde olabilirdi bu. O zamana kadar periler diyarına hayallerinde yolculuk yapmalarını sağlamak Karya'nın işiydi. Özenle ve hevesle hazırladı kitapları. Birsüre sonra Şeker ve kızlar da fırçaları ellerinde eklendiler aralarına. Perilayn da sonunda geldi. Perilayn gelince tabii ki tüm çizimler ve yazılar büyülü bir şekilde çok daha güzel olmaya başladı. Saatlerce çizdiler, yazdılar ve boyadılar. Çocuklar biraz kar oynamak için dışarı çıkmak istediklerinde saat neredeyse ikindi olmuştu. Zamanın nasıl olup da böyle geçtiğine şaşmadı Karya. Perilayn onlarda iken hep böyle olurdu.


Bu akşam ben pişireceğim!" dedi Perilayn. Anne dışarı baktı, Kırmızı'yı göremedi. Sonra sesini çıkartmadı. Yapmakta olduğu işe gömüldü gitti gene. Hoşuna gidiyordu böyle çalışmak. Kendisini periler diyarında sanıyordu. Çocuklar Şeker'le kar oynadılar saatlerce, Perilayn'ın enfes yemeğinden yediler , Perilayn o gece masallar anlattı ve gene kanatlar arasında uyumalarına izin verdi. Anne fırçası elinde boyaların başından kalkmadı saatlerce. Gece olana kadar. Böyle günleri seviyordu. Sonra bir bardak sıcak salep içip çocukları yataklarına götürdü. Alışmasınlar dedi kendi kendisine. KEndi de yatağına gitti. Gözlerini kapatır kapatmaz derin bir uykuya daldı. O dalarken güneş doğmak üzereydi.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

O gün çok uzun bir gün olmuştu. Şeker de çocuklarla birlikte uyuduğunda salona indi Anne. Perilayn ona portakallı çay yaptığını söyledi. Tezgah darmadağınıktı ama ortalıkta tatlı limon kokusu vardı. O

Karlar lapa lapa yağıyordu. O sene o kadar çok kar yağdı ki, kasabanın dışarısı ile ilişkisi iyiden iyiye kesildi. Kırmızı saçlı adamın o kış, geldiği yere dönmesini beklemek artık biraz saçmaydı. Bah

"Ama Anne, gerçekten periler var mıı?" diye sordu Dosdos uyumadan önce. Sonra, sorusuna cevap beklemeden uykuya dalıverdi. Anne, üstlerini örttü ve evlerinin uzun koridorunda yürümeye başladı. Uzun ko